Türkiye’de ortam, belki daha önce hiç olmadığı kadar karışık. Nerdeyse her gün siyasi gündemi etkileyecek bir iddia ortaya atılıyor. Geleneksel medya dışında sosyal ağlar üzerinden yaşanan bilgi bombardımanı insanları şaşkına çevirmiş durumda. Mevcut gelişmeler karşılıklı suçlamaların, seçimlerden sonra da süreceğini gösteriyor.

Peki, bu karmaşa içinde sapla samanı birbirinden ayırmakta ne ölçüde başarılıyız?

Bu soruya sağlıklı bir cevap verebilmek için öncelikle haberlerin insan beyninde nasıl işlendiğini, beynin içinde neler olup bittiğini anlamamız gerek.

Beyin genel kanının aksine bilgisayar gibi çalışmaz. Bilgiler “sabit belleğe” transfer edilmeden önce Hipokampus olarak adlandırılan bir bölgede tutulurlar. Ayrıca Hipokampus basit bir bekleme yeri değildir. Bilgiler her çağrıldıklarında burada tekrar işlenir ve tekrar kaydedilirler. Bilgi yeterince tekrarlandıktan sonra yavaş yavaş beynin Serebral Korteks olarak adlandırılan bölgesine aktarılır. Aslında bir şeyleri ezberlemek için yaptığımız tekrarlar Hipokampustaki bilgiyi Serebral Kortekse gönderme çabasından başka bir şey değildir. Ancak bilgi, Serebral Kortekse alındığında orijinal olarak öğrenildiği bağlamdan ayrılır. Örneğin Dolmabahçe Sarayı’nın İstanbul’da olduğunu bilirsiniz fakat bunu nerede ve nasıl öğrendiğinizi hatırlamazsınız. Bu durum aslında beyinde ciddi bir yer tasarrufu sağlar. Fakat aynı zamanda Kaynak Amnezisi olarak adlandırılan bir olumsuzluğa yol açar. Kaynak ve bağlamının unutulması, güvenilirliği düşük kaynaklardan alınan bilgilerle, güvenilirliği yüksek kaynaklardan alınan bilgilerle aynı şekilde işleme tabi tutulmasına neden olur. Daha açık bir ifadeyle Serebral Kortekste, Facebook paylaşımlarıyla öğrenilen bir bilgiyle, saygın bir bilimsel dergiden öğrenilen bilgi arasında fark yoktur. Beyin her ikisini de doğru olarak kabul eder ve güvenilir kaynaktan gelmiş gibi işlem yapar. Örneğin geçenlerde sohbet ettiğim öğretim üyesi arkadaş laf arasında askerlerin ve özellikle subayların çok yüksek maaş aldıklarını ileri sürdü. Söylediği rakam gerçek maaşın iki katından fazlaydı. Kendisine bu bilgiyi nereden edindiğini sorduğumda emin olmadığını fakat muhtemelen gazetede okuduğunu ifade etti. Evet, hatırlamadığı kesindi. Ayrıca kulaktan dolma bilgilerle edindiği bir yargıyı, beni (ve kendini) ikna etmek için güvenilir bir kaynağa dayandırmaya çalışıyordu. İşin kötü tarafı bu durumun farkında bile değildi. Pek çoğumuz gibi.

Tabi Kaynak Amnezisinin sonuçları her zaman bu kadar masum değil. Şimdi bir kişi ya da grup hakkında ASILSIZ bir iddiaya beynin nasıl tepki verdiğini, diğer bir ifadeyle “çamurun izinin nasıl kaldığını” inceleyelim:

Gerçek Dünyada Olanlar

Beynin Verdiği Tepki

Bir kişi ya da grup hakkında asılsız iddialar ortaya atılır ve yargı süreci başlar. İddilar Hipokampusa kaydedilir.
Konu kamuoyunda yoğun bir şekilde tartışılır. İddia sahipleri yeni, yeni deliller ortaya sürerken, mağdur taraf iddiaları çürütmeye çalışır. Konuyla ilgili her haber (TV, gazete, twit, facebook paylaşımı vb.) sonrasında bilgi tekrar, tekrar kaydedilir ve sonrasında Serebral Kortekse aktarılır.
Konu zaman içinde doğal olarak gündemden düşer. Bilgi kısa dönemli Hipokampal hafızadan, uzun dönemli Kortial hafızaya geçerken güvenilirlik kazanır ve bağlamla iritbatı kopar. İnsanlar olayları değil sadece o kişi/grup hakkında zihinlerinde oluşan yargıları hatırlarlar.
Kişi/grup mahkemede suçsuzluğunu ispatlar. İnsanlar bağlamı unuttukları için o kişi/grup hakkında vardıkları yargının tek bir olaydan mı, yoksa farklı olaylardan mı kaynaklandığını hatırlayamazlar.
SONUÇ Kişi/grup mahkemede aklansa da zihinlerde aklanamaz.

Şimdi tam tersi bir durumu, gerçek suçların üstünün nasıl kapatıldığını, olayların nasıl unutturulduğunu inceleyelim:

Gerçek Dünyada Olanlar

Beynin Verdiği Tepki

Bir kişi ya da grup hakkında iddialar ortaya atılır ve yargı süreci başlar. İddilar Hipokampusa kaydedilir.
Konu kamuoyunun gündemine gelmesiyle birlikte, suçlanan taraf kendini savunmak yerine farklı gündemler yaratır. İddialar zihinde yeterince tekrarlanmadığı için Serebral Kortekse aktarılmaz.
Konu zaman içinde gündemden tümüyle düşer. Beyin Hipokampusta tuttuğu bilginin üzerine yeni bilgiler yazar ve iddialar beyinden tamamen silinir.
Kişi/grup mahkemede suçlu bulunur. Ceza ertelenir, affa uğrar vb. Fakat konu daha önce gündeme deldiği için kamuoyunda tekrar ses gtirmez. Ayrıca netleştiği için tartışılacak bir yanı kalmamıştır. Yeni bilgiler tekrar Hipokampusa kaydedilir. Fakat geçmişle ilişkilendirilemediği için kısa süre içinde silinir.
SONUÇ Kişi/grup mahkemede suçlu bulunsa da, toplumun gözünde küçük düşmez, yine aynı suçları işleyebileceği konumlara gelebilir.

Ayrıca beynin yetersizliği Kaynak Amnezisiyle sınırlı değildir. Beyin, yeni bir bilgiyi işlerken onu var olan zihinsel çerçevelere uydurmaya çalışır. Bunun sonucunda insanlar, dünya görüşlerine uygun bilgileri hemen kabul ederken, ona aykırı olanları göz ardı etme eğilimine girerler. İşte bu nedenle yaşanan bir olay, toplumun bir kesimini derinden etkilerken, diğer kesiminde hiç bir etki yaratmayabilir.

Özet olarak; Beynimiz kusursuz değil ve istismar edilmeye son derece açık.

Peki ne yapmalı?

Altın Kurallar:

1. Eğer bir bilginin yanlış olduğunu düşünüyorsanız o bilgiyi tekrarlayarak güçlendirmeyin! Ortaya atılan asılsız bir iddia ya da söylenti karşısında savunmaya geçmek, aslında olayı insanların zihnin kazımaktan başka bir işe yaramaz. Ardından ne kadar çaba harcarsanız harcayın yerleşen olumsuz algıyı değiştiremezsiniz.

2. Eğer bir bilginin doğru olduğundan eminseniz, onun suni gündemlerin gölgesinde kalmasına, daha kalıcı hafızaya geçmeden silinip gitmesine izin vermeyin.

Yorumlar
  • Ali
    Cevapla

    Güncele uydurma bir niyetle yazılan bir yazı, ya da amaçlarında toplumu motive değil de manipule etmek olduğu görünen bir şey olduğundan, hayırlı bir iş olarak görmüyorum. Yazıyı yazan “muddai, iddiasını ispatla mükelleftir” deseydi belki şüphelenirdim. Şimdi ise, hiç şüphe duymadan zeka oyunu gibi bir yazı olduğunu düşünüYORUM.

  • damla
    Cevapla

    Hocam merhaba,

    Burda bahsettiklerinizi yazarken yarsrlandiginiz referanslari paylasabilir misiniz ? (beynin bilgiyi saklama hatirlama mekanizmasi ile ilgili olan)

    Ikinci olarak gundemi cok kolay ve etkili bicimde beceresi olan hukumet veya basbakanin bu becerisinin altinda bu mekanizmanin iyi analiz edilmis ogrenilmis ve buna dayanarak amaca yonelik aksiyon alinmis oldugunu dusunuyor musunuz?

  • naim ünver
    Cevapla

    Anatomi , tıp, sosyoloji ve piskoloji cercevesinden bakınca gayet güzel bi yazı faydalı buldum katılıyorum . Fakat verdiği siyasi mesajda görüşünüzü bakış açınzı siyası taraftarlağını yaptığınız örgüt parti her neyse desteklediği kadar bi o kadar da çürütüyor.
    Örneğin ;
    Ayrıca beynin yetersizliği Kaynak Amnezisiyle sınırlı değildir. Beyin, yeni bir bilgiyi işlerken onu var olan zihinsel çerçevelere uydurmaya çalışır. Bunun sonucunda insanlar, dünya görüşlerine uygun bilgileri hemen kabul ederken, ona aykırı olanları göz ardı etme eğilimine girerler. İşte bu nedenle yaşanan bir olay, toplumun bir kesimini derinden etkilerken, diğer kesiminde hiç bir etki yaratmayabilir.
    Bu paragrafınızda sizde bu örneğe dahilsiniz sizinde bi siyasi görüşünüz var zihninizin olmasını istediği hayalin kurduğu bir çerçeve var. 1. ci tablodaki örneğiniz 2. ci tablonnun zıddı zaten. eskiden kaanat önderleri bilginler halkın güvenini kazanmak için zihinleriyle böyle oynarlarmış önce doğruyu söyler doğruya inandırır güveni sağlar sonra evirir cevirir yalanı anlatır bunuda çok iyi anlatır yine inandırırmış ben birinci tabloyu daha inandırıcı buldum ikinciyide buldum ama yukarıda alıntı yaptığım paragrafınızda yazdığınız gibi çerçevem belli işime geldiği gibi görür degerlendiririm zihnimde sende bunu yaparsın buna örnek hiç bir baba kızını hayat kadını olsa bunu bilse dahi kabul etmez kol kırılır yer içnde kalır bir şekilde bunu gizler yada onu kurtarır
    Birde yine örneğini verdiğinzi öğretim üyesi arkadaşınızın subay maaşları ile ilgili afaki idddasına gelince ben size böyle bin tane örnek veririm akademisyen veya iyi eğitim görmüş insan bir insan profesor oldu diye kainatın sırrını öğretmiyorlar.

Yorum Bırakın

Ne düsünüyorsunuz ?

Kim siniz ?