İNSAN KAYNAKLARINDA HANGİ NOKTADAYIZ?

Son 10 yıl içinde şirketlerde yoğun bir değişim yaşandı. İK müdürlükleri, direktörlüklere dönüşürken, İK, bazı şirketlerin icra komitelerinde bile yer almaya başladı. Umutlarımız yeşerdi. İnsanın, Türkiye’de de hak ettiği değeri bulacağına kendimizi inandırdık. Hiç değilse patron ve yöneticiler insanın önemini anlamış gözüküyorlardı. Bugün geldiğimiz noktayı ise, tanımlamakta güçlük çekiyorum.

*1 Ekim 2012 tarihli INFOMAG Dergisinde yayınlanmıştır. 

.

Personel Departmanları yerlerini İnsan Kaynaklarına bıraktığı günden bu yana, insanın şirketler için artan önemi hakkında konuşuyoruz. Konuyu çok farklı platformlarda, tüm boyutları ile tartıştık. Bu amaçla düzenlenen konferans, kongre ve zirvelerde bakanlardan, global şirketlerin siyo’larına kadar hemen herkes insanının ne kadar önemli olduğunu tekrar tekrar vurguladı. İK direktörleri çalışanları için yaptıkları yatırımları ve bunun sonucunda neler elde ettiklerini defalarca anlattılar. Hatta yetmedi yurt dışından konuşmacılar getirterek insanın şirketler için artan önemini bir de onlardan dinledik. “Çalışanlar en değerli varlığımızdır” ifadesini temel motto haline getirmeyen şirket nerdeyse kalmadı.

infomag

Üniversite cephesinde de boş durmadık. İşletme Fakültelerinde İnsan Kaynakları Bölümleri kurarak, insan yönetimi konusunda uzmanlaşma sağladık. Ağırlıklı olarak idari konuların işlendiği “Personel Yönetimi” derslerini, insan faktörünü ön plana çıkartacak şekilde revize ettik. Bu derslerin program saatlerini yükselttik. Pazarlama, satış hatta muhasebe derslerinde dahi şirket başarısı için insanın ne kadar önemli olduğunu anlatmaya başladık. Sonuç olarak üniversitede işletme dersleri alan hemen herkesi diğer konularda olmasa da, insanın artan önemi üzerine konferans verecek bilgi düzeyine taşıdık.

Bu arada şirketlerde de bir takım değişiklikler yaşandı. İK müdürlükleri, direktörlüklere dönüşürken, bazı şirketlerde icra komitelerinde bile yer almaya başladılar. Umutlarımız yeşerdi. İnsanın, Türkiye’de de hak ettiği değeri bulacağına kendimizi inandırdık. Hiç değilse patron ve yöneticiler insanın önemini anlamış gözüküyorlardı.

Bugün geldiğimiz noktayı tanımlamakta ise güçlük çekiyorum.

Çünkü sosyal medyada şirketlerin işe alım süreci, çalışma ortamı, yönetim kalitesi ve insan kaynakları uygulamaları hakkında yer alan şikayetler, işkolig.com gibi sitelerde şirketler hakkında yapılan yorumlar, yöneticilerin söylemlerinden oldukça farklı bir tablo ortaya koyuyor.

İyi örnekler tabi ki var. Fakat son 10 yıldır bunların sayısı bir türlü artmıyor. Üniversitelerde verdiğim derslerde hep aynı vakalar üzerinden gidiyoruz.

Ayrıca şirketlerin büyük bir bölümünün söylemlerinin aksine, nitelikli çalışanları bünyelerine çekmek ve elde tutmak için pek fazla çaba harcamamaları zihinleri bir kat daha karıştırıyor.

.

Örneğin İstanbul Sanayi Odası tarafından yayınlanan ISO 500 listesinin ilk 100 sırasında yer alan şirketlerden 36’sının kurumsal internet sayfalarında insan kaynakları başlığı dahi bulunmuyor. Diğer bir ifade ile Türkiye’nin en büyük 100 sanayi kuruluşundan 36’sı potansiyel çalışanlara internet üzerinden bilgi verme ihtiyacı hissetmiyor. Bu şirketlerdeki çalışma şartlarını öğrenmek isteyen adaylar kurumsal internet sitelerinde insan kaynakları ile ilgili tek bir satır dahi bulamıyorlar.  Kalan 64 şirketten 34’ü ise, sitelerinde sadece bir paragraflık İK politikalarına yer vermiş durumda. Potansiyel çalışanlara İnsan Kaynakları uygulamaları hakkında bilgi veren şirket sayısı ise 30. Fakat bu bilgilerden büyük bir bölümü oldukça genel ifadeler içeriyor ve sistematik değil. Yasak savma amacıyla hazırlanmış bir derleme izlenimi uyandırıyor. Kurumsal internet sitesinde potansiyel adaylara gerçek anlamda yol gösterici bilgiler sunan şirket sayısı ise 9. Yani Türkiye’nin en büyük 100 sanayi kuruluşundan sadece 9’unun internet sitesine girdiğinizde, İnsan Kaynakları uygulamaları ile ilgili zihninizde oluşan soruların cevaplarını bulabiliyorsunuz.

_MG_9235

Burada gözden kaçırılmaması gereken nokta kurumsal internet sitelerinde İnsan Kaynaklarına yer vermeyenlerin Türk şirketleri ile sınırlı olmaması. Aralarında küresel şirketler de var.  Bu şirketlerin ABD, İngiltere ve hatta Pakistan için hazırladıkları sitelerde şirket içi ortam, çalışma kültürü ve kariyer fırsatları hakkında ayrıntılılar yer alırken, Türkiye sitesi sadece başvuruların kabul edildiği tek bir sayfadan oluşuyor. Yani Pakistan’da nitelikli işgücünü bünyelerine çekebilmek için profesyonel tanıtım filmleri hazırlatan şirketler, Türkiye’deki sitelerine 2-3 paragraflık tanıtım yazısı koyma ihtiyacı dahi duymuyorlar.

Bu tablo karşısında, yönetim konularına kafa yoran bir akademisyen olarak, İK alanında yapılan bunca çalışma, yetenek problemi hakkında koparılan bunca yaygara sonrasında bu noktaya mı geldik demeden edemiyorum.

YENİ FİKİR

Prof.Dr.Türker Baş tüm kariyerini başarılı şirket ve uygulamaları incelemeye adamış bir araştırmacı, akademisyen ve danışmandır. Her yıl yüzün üzerinde şirketle çalışmakta ve bu şirketlerin uygulamalarını mercek altına almaktadır. Prof.Baş’ın görüşleri bu nedenle ulusal medyada geniş yer bulmakta ve gündem yaratmaktadır. 
Teşekkürler. Sizi en kısa zamanda bilgilendireceğiz.
Teşekkürler. Sizi en kısa zamanda bilgilendireceğiz.
Teşekkürler. Sizi en kısa zamanda bilgilendireceğiz.
TÜRKER BAŞ BÜLTEN
Gelişmelerden zamanında haberdar olun!
Bilgileriniz hiçbir şekilde üçüncü kişilerle paylaşılmayacaktır.