BAŞARININ ANAHTARI DUYGUSAL ZEKADA GİZLİ

İş hayatında başarının sırrı duygusal zekada gizli. Prof.Dr. Türker Baş’a göre doğru iletişim ve empati kurabilmek sıradan gibi görünen insanları iş hayatında olağanüstü liderler haline getirebiliyor.
Değişen yaşam ve çalışma koşullarına ayak uydurabilmek için insanın kendisini ve duygularını tanıması şart. Duygusal Zeka olarak nitelendirilen bu özellik başarılı kariyerin de anahtarı. Prof.Dr. Türker Baş’a göre kendini tanımak, duygularını yönetebilmek, doğru iletişim ve empati kurabilmek olağanüstü liderlerin en önemli özelliğini oluşturuyor.

*15 Eylül 2013 tarihli Habertürk gazetesinin İnsan Kaynakları ekinde yayınlanmıştır. 

Kendi duygularını tanıyan ve yönetebilen çalışanlar şirketlerinin başarısında ne gibi rollere sahipler?

Kişinin kendi duygularının ve bu duygularının etkilerinin farkında olmasını duygusal bilinç olarak adlandırıyoruz. Duygusal bilinci yüksek çalışanlar, duygularını yönetebilir, duygularının kendilerini alt etmesine izin vermezler. Duygusal bilincin yokluğu ise, insanları aptallaştırır. Örneğin stresli durumlarda sinirlenen, aşırı tepki gösteren bir müşteri temsilcisini düşünün. Duygularının kontrolünü kaybettiği anda, konusunda ne kadar bilgili ve uzman olduğunun önemi kalmaz.

turker_bas

.

Ayrıca duygular bulaşıcıdır. Birbirimizin ruh halini etkileriz. Nasıl duygusal bilinci düşük bir çalışan, diğer çalışanları da olumsuz etkileyerek, şirketteki uyumu bozuyorsa, aynı şekilde duygusal bilinci yüksek çalışanlar şirketin itici gücü oluyorlar. Şirkette işbirliği ve dayanışma ortamının oluşmasını sağlıyorlar.

Duygusal zekanın sizce iş hayatındaki en büyük avantajı nedir?

Duygusal zekanın bence en büyük avantajı sıradan insanları olağanüstü liderler haline getirmesidir. İdeal İşyerleri Araştırması kapsamında çalışan bağlılığının yüksek olduğu departman yöneticileriyle birebir  görüşmeler gerçekleştirdik. İlk başta bu yöneticileri, son derece farklı ve seçkin insanlar olarak zihninizde canlandırabilirsiniz. Fakat şirketlere gittiğimizde, etkili liderliğin güç ve karizmatik kişilikle çok az ilişkili olduğunu gördük. Etkinin temelinde tamamen duygularını ifade etme, empati kurma becerisi yatıyor. Bu yöneticilerin hepsi yanına yaklaşılabilir, rahatlıkla konuşulabilir kişiler. Sadece işlerine tutkuyla bağlılar ve  bu tutkuyu çalışanlarına çok etkili bir şekilde aktarabiliyorlar. Bunun sonucunda inanılmaz sonuçlar alıyorlar. Hatta elde ettikleri başarının gerekçelerini üst yönetime açıklamakta güçlük çeken yöneticilerle dahi karşılaştık.

Diğer yandan duygusal zeka açısından önemli eksikleri bulunmasına rağmen hiyerarşinin üst kademelerine çıkmış insanlar da var. Fakat bu kişiler çevrelerinin gerçek bağlılığını sağlamayı başarmıyorlar. Oluşturdukları rüya takımlardan rüya sonuçlar alamıyorlar. Duygusal yeterliliğin zayıf olması, empatinin yokluğu en fazla ihtiyacımız olan şeyi güveni yok ediyor. Bu gibi ortamlarda insanlar birbirlerine kuşkuyla bakıyorlar. İşbirliği ortadan kalkıyor. Toplantılardan sonuç çıkmıyor. Kararlar sürekli erteleniyor. İnsanlar iş yapmaktan çok kendi çıkarlarını nasıl koruyacaklarına kafa yoruyorlar.

Özetle duygusal zekanın varlığı ve yokluğunun organizasyonlarda gündüz ve gece kadar fark yarattığını söyleyebilirim.

YENİ FİKİR

Prof.Dr.Türker Baş tüm kariyerini başarılı şirket ve uygulamaları incelemeye adamış bir araştırmacı, akademisyen ve danışmandır. Her yıl yüzün üzerinde şirketle çalışmakta ve bu şirketlerin uygulamalarını mercek altına almaktadır. Prof.Baş’ın görüşleri bu nedenle ulusal medyada geniş yer bulmakta ve gündem yaratmaktadır. 
Teşekkürler. Sizi en kısa zamanda bilgilendireceğiz.
Teşekkürler. Sizi en kısa zamanda bilgilendireceğiz.
Teşekkürler. Sizi en kısa zamanda bilgilendireceğiz.
TÜRKER BAŞ BÜLTEN
Gelişmelerden zamanında haberdar olun!
Bilgileriniz hiçbir şekilde üçüncü kişilerle paylaşılmayacaktır.